Google

MELEKLERIMIZ VE BIZE HOSGELDINIZ

26/6/2007
Kategori: ANASAYFA

 

 

 

 

 

Myspace Text Generator, Myspace GraphicsMyspace CodesMyspace CodesMyspace Codes, Myspace GraphicsMyspace CodesMyspace Text Generator, Myspace GraphicsMyspace BackgroundsMyspace BackgroundsMyspace Text Generator, Myspace GraphicsMyspace LayoutsMyspace CodesMyspace CodesMyspace CodesMyspace CodesMyspace Codes, Myspace GraphicsMyspace CodesMyspace Text Generator, Myspace GraphicsMyspace Codes, Myspace GraphicsMyspace Codes

 

 

 

BIZE UYE OLMAK ARTIK COK KOLAY...

ASAGIDAKI ADRESE KENDINIZI TANITAN

KISA BIR MAIL ATIN VE ARAMIZA KATILIN...

 

meleklerimizvebiz-subscribe@yahoogroups.com

Subscribe to meleklerimizvebiz
Powered by groups.yahoo.com

 

blogumuzda yayınlanan bazı yazılar http://bebek.com/default.aspx adresinden alınmıstır.çok faydalı bır site oldugunu dusudugumuz bu siteyi her anne,anne adayı,baba ve bebek düşünen çiftlere tavsiye ederizzzz

 

YENİ BLOGUMUZ YAYINA BASLADI HENUZ COK YENI VE BANNERI HAZIR DEGIL AMA SIMDILIK ASAGIDA VERECEGIM LINKTEN DE GIRIP GEZEBILIRSINIZ BU  YENI BLOGUMUZDA BURDAKINDEN FARKLI OLARAK BEBEKLERIMIZ DEGIL BEBEKLERIMIZ ICIN HAZIRLADIGIMIZ URUNLERIMIZ VAR YANI EL EMEGI GOZ NURU EL ISLERI ORGULER BEBEK YORGANLARI BEBEK ODALARI ICIN SUSLEMELER KURABIYELER MEVLUT SEKERLERI...VE COK YAKINDA IKINCI EL KISMIDA YAYINA GIRECEK HENUZ YAPIM ASAMASINDA..YANI HER ZAMANKI GIBI YENI BLOGUMUZDA DA COK GUZEL VAKIT GECIRECEKSINIZ YORUMLARINIZI BEKLIYORUZ:)

 

www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws   

 www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

 

                                                                    http://melekanneleri.blogcu.com/

 

MELEKANNELERI  
<****** type=text/**********> <****** src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type=text/**********>
-- Yazan: meleklerimizvebiz | Yorum (17) | Yorum yaz! | Bağlantı

HAMILELIKTE MERAK EDILEN SORULAR

26/3/2007

Hamilelik bir kadının hayatındaki en özel dönemlerin başında geliyor. Anne olacağı günlerin heyecanını taşıyan kadın aynı zamanda bebeği ile ilgili endişeler de taşıyor. Biz de hamilelik boyunca anne adaylarının akıllarına en çok takılan soruları sizler için derledik. Ferti - Jin Kadın Sağlığı Merkezi''nden Op. Dr. Murat Taşdemir sizler için yanıtladı.

bebek.com: Tahmini doğum tarihi nasıl hesaplanır?
. Dr. Murat Taşdemir :Gebelik son adet tarihinden itibaren 40 haftadır. Son adet tarihine 7 gün ekleyip 3 ay geri gidildiğinde tahmini doğum tarihi bulunabilir. Son adet tarihi 5 Mart 2001 olan bir hamilenin tahmini doğum tarihi 12 Aralık 2001''dir. Ancak adetleri düzensiz olan hastalarda yumurtlama ve döllenmenin ne zaman olduğunu tahmin etmek zordur. Gebeliğin büyüklüğü ve tahmini doğum tarihi son adet tarihine göre değil de ultrasonografik ölçümlere göre belirlenir.

bebek.com: Bebeğin kalp atışları ilk kez ne zaman duyulur?
. Dr. Murat Taşdemir :Bebeğin ilk kalp atışları 10. - 12. haftalar arasında duyulmaya başlanır. Bebeğinizin kalp atışlarını hekiminiz Doppler cihazı ya da doppler ultrasonografi ile size dinletebilir.

bebek.com: Düşüğün bulguları nelerdir?
. Dr. Murat Taşdemir :Vajinal kanama ve takiben kasıklardaki kramplar düşük habercisi olabilir. Uzun süren kanama ve kramplar çoğunlukla düşükle sonuçlanır. Bu bulgular saptandığında derhal doktorunuza başvurmanız gerekir. İstirahat ve doktorunuzun önereceği ilaçlar düşüğü önleyebilir.

bebek.com: İlk gebeliğin düşükle sonuçlanması durumunda tekrar düşük yapma ihtimali var mıdır?
. Dr. Murat Taşdemir :Gebeliklerin % 20''si düşükle sonuçlanır. Hamileliğin ilk dönemlerinde görülen düşükler genellikle genetik bozukluklara bağlı olur ve bunların önlenmesi mümkün değildir. Ayrıca bazı enfeksiyonlar, progesteron adı verilen hormonun eksikliği ve bağışıklık sistemindeki bozukluklar da düşüğe neden olabilir. Önceki gebeliği düşükle sonuçlanan kişilere gerekli incelemeler yapılmalı ve hamileler gebelikleri süresince doktor kontrolü altında olmalıdır.

bebek.com: Anne adayının kan grubunun RH negatif olması bir problem yaratır mı?
. Dr. Murat Taşdemir :Kan grubu Rh negatif olan bir kadın kan grubu Rh pozitif olan bir erkek ile evli ise ve RH pozitif bir bebek taşıyorsa kan uyuşmazlığı görülebilir. Kan grubu RH negatif olan bir gebenin kan dolaşımına RH pozitif kan karışırsa bağışıklık sistemi uyarılır ve oluşan antikorlar plasentaya geçer. Varolan gebelikte ve sonraki gebeliklerde bebeğe zarar verir. Bu durumun engellenmesi için gebelere 28. haftada RhoGAM adı verilen immünglobulin preparatı uygulanır. Düşüklerde de sonraki gebeliklerin sağlıklı olabilmesi için RhoGAM uygulanmalıdır.

bebek.com: Hamilelikteki bulantılar ne zaman son bulur?
. Dr. Murat Taşdemir :Gebeliğin 8. haftasında başlayan bulantılar 16. haftaya kadar sürebilir. Gebelikte yükselen beta - HCG hormonuna bağlı oluşan bulantı çoğul gebeliklerde daha çok olur. Sık sık ve az yemek ile önlenebilen bulantılar sağlıklı bir gebeliğin göstergesidir.

bebek.com: Hamilelik döneminde kaç kilo alınması gerekir?
. Dr. Murat Taşdemir :Tüm hamilelik boyunca 8 - 10 kg alınması sağlıklıdır.Bunun ilk üç aya düşen kısmı yaklaşık 2 kilogramdır. Hamileliğin ilk üç ayında fazla kilo alan kadınlar genellikle gebeliğin sonuna dek istenenin üzerinde kilo alırlar.

bebek.com: Hangi laboratuar testleri kesinlikle yapılmalıdır?
. Dr. Murat Taşdemir :Hamilelik döneminde idrar testi, kan grubu tayini, kansızlığın tesbiti için kan sayımı, Hepatit B, Rubella ( kızamıkçık ), sifiliz ( Frengi ) toksoplazma, herpes vb. gibi bazı enfeksiyonları araştıran testler yapılmalıdır.

 

bebek.com: Adetleri düzensiz olan birinin yaklaşık doğum tarihi nasıl hesaplanır?
Op. Dr. Murat Taşdemir Adetleri düzensiz olan anne adaylarında yumurtlama ve döllenmenin ne zaman olduğunu tahmin etmek çok zordur. Gebeliğin büyüklüğü ve tahmini doğum tarihi son adet tarihine göre değil de ultrasonografik ölçümlere göre belirlenir.

bebek.com: İlk ultrasonografi ne zaman yapılmalı?
Op. Dr. Murat Taşdemir Beklenen adet günü geçtikten yaklaşık iki hafta sonra gebelik ultrasonografik olarak tespit edilir ve bebeğin gelişimi izlenir.

bebek.com: Doğum kontrol hapı kullanırken hamile kamanın bebeğe bir zararı olur mu?
Op. Dr. Murat Taşdemir Doğum kontrol hapları düzenli olarak kullanıldığında gebelik oluşmaz. Çok nadir görülen bu durumda bebek için bazı riskler olsa da yapılan çalışmalar bu gebeliklerin diğer gebeliklere göre daha yüksek oranda anormal bebek doğumu veya düşük ile sonlanmadığını gösteriyor. Ancak gebelik farkedildiği anda doğum kontrol hapı derhal kesilmelidir.

bebek.com: Hamileyken bilgisayar kullanmak zarar verir mi?
Op. Dr. Murat Taşdemir Hayır. Ancak belli noktalara dikkat etmeniz gerekir. Bilgisayar kullanırken yayılan ışınlardan etkilenmemek için 40 – 50 cm uzakta oturmak gerekir.

bebek.com: Hamilelik sırasında evde kedi beslemek problem yaratır mı?
Op. Dr. Murat Taşdemir Kediler toksoplazma gondi olarak adlandırılan ve toksoplazmozis hastalığına yol açan bir paraziti taşır. Hamilelik döneminde bu parazit alınır ve bebekte enfeksiyon oluşursa; zeka geriliğine, körlüğe ve diğer bazı anormalliklere yol açar. Bu parazit kedi dışkısı ve iyi pişmemiş etler ile bulaşır. Bu parazitle karşılaşılan kişiler genelde enfeksiyonu fark etmeden hafif bir grip gibi atlatırlar. Çiğ etmek yemekten kaçınmak, çiğ etle temas ettikten sonra ağzı ve gözleri ellememek, sebze ve meyveleri çok iyi yıkamak, kedi dışkısı ile temas edileceğinde eldiven kullanmak gibi basit önlemler ile bu enfeksiyondan korunabilir.

bebek.com: Hamilelik sırasında tırnaklara oje sürmek sakıncalı mıdır?
Op. Dr. Murat Taşdemir Ojelerde sabitleştirici olarak formaldehid denen kimyasal kullanılır, bu maddenin tırnaklardan emilimi fazla olmaz. Fakat ojenin iyi havalandırılan bir odada sürülmesi önerilir.

bebek.com: Hamilelik sırasında aşı yaptırılabilir mi?
Op. Dr. Murat Taşdemir Özellikle hamileliğin ilk üç ayında tüm aşılardan kaçınmak gerekir. Kızamık, kızamıkçık ve kabakulak gibi canlı virüs aşılarından hamile kalmadan üç ay öncesinden itibaren ve hamilelik döneminde kaçınılmalıdır. Ölü bakteri aşıları salgınlarda ve gerekli olduğu zaman yapılabilir. Kuduz riski veya hepatit riski olan durumlarda gebeler aşılanmalıdır. Gelişmekte olan ülkelerde tetanus aşısının uygulanması önerilir.

bebek.com: 28 haftalıktan itibaren bazı anne adaylarında süt geliyor. Bu durum normal midir?
Op. Dr. Murat Taşdemir Bu gebelikte sık görülen bir durumdur. Memeleri emzirmeye hazırlayan hormonlar doğumdan önce süt salınmasına ve göğüslerden süt gelmesine neden olabilir. Bu ilk önce sadece cinsel ilişki sırasında olabilir. Sıvı beyaz renkli ve temiz görünümlüdür. Kanlı ve koyu renkli akıntılar hemen değerlendirilmelidir. Doğumdan önce göğüslerinden süt gelen gebelerin bu sütü sağmaması gerekir. Çünkü bu işlem erken doğuma neden olabilir.


-- Yazan: meleklerimizvebiz | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı

HAMILELIKTE MERAK EDILEN SORULAR 2

26/3/2007

Gebelik hakkında merak ettikleriniz  
Sigara içmek gebeliğimi nasıl etkiler? Sigara bebeğin oksijenlenmesini azaltarak büyüme geriliğine ve erken doğuma neden olur. Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Yardımcı Üreme Teknikleri Merkezi Klinik Direktörü Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr. Seval Taşdemir, Mynet okurları için yazdı.

Bebeğinizin sağlıklı olması için gebelik döneminde sigarayı mutlaka bırakmanız gerekir.

- Hamile olduğumu düşünüyorum, hamileliğin belirtileri nelerdir?
 
Hamileliğin en önemli belirtisi adet gecikmesidir. Bunun yanı sıra bulantı, yorgunluk, göğüslerde hassasiyet, sık idrara çıkma da gebeliğin ilk dönemlerinde sık görülen yakınmalardır.

- Altı ay önce doğum yapmama rağmen tekrar hamile olduğumu fark ettim. Tekrar bebek sahibi olmam için çok mu erken?

Hamilelik ve doğumdan sonra vücudun eski haline dönmesi zaman alır. Bebeğinizi emziriyorsanı z adetleriniz doğumdan 6 hafta sonra başlayabilir ve tekrar gebe kalabilirsiniz. Doğumdan altı ay sonra tekrar gebe kalmak size fiziksel bir zarar vermez, fakat psikolojik olarak gebeliklerin arasının en az 2 yıl olması önerilir.

- Adetim üç hafta gecikmesine rağmen doktorum 8 haftalık gebe olduğumu söylüyor. Bu nasıl olur?

Doktorunuz son adet tarihini referans alarak gebeliğinizin haftasını hesaplar ve yaklaşık doğum tarihini belirler. Döllenme ve gebelik son adet tarihinizden 2 hafta sonrasına denk gelen günlerdeki yumurtlama döneminde gerçekleşir. Buna rağmen kolaylık ve doğru olması açısından gebelik haftası hesaplanmasında son adet tarihi kullanılır.

- Bebeğin cinsiyeti nasıl belirlenir?

Bebeğin cinsiyeti döllenme esnasında genetik olarak belirlenir. Kadınlar 2 tane X cinsiyet kromozomu, erkekler ise bir tane X bir tane de Y cinsiyet kromozomu taşır. Eğer yumurtayı döllemeyi başaran sperm X kromozomu taşıyorsa bebek kız, Y kromozomu taşıyorsa bebek erkek olur.

- Sekiz haftalık hamileyim ve çok sık başım ağrıyor, ne yapmalıyım?

Gebeliğin ilk onaltı haftasında, kan damarlarında genişleme ve baş ağrısı görülür. Bu ağrıların bir kısmı dinlenme ile geçer. Baş ağrıları genellikle gebeliğin 3.ve 4.ayında kaybolur.

- Tahmini doğum tarihi nasıl hesaplanır?

Gebelik son adet tarihinden itibaren 40 haftadır. Son adet tarihine 7 gün ekleyip 3 ay geri gidildiğinde tahmini doğum tarihi bulunabilir; son adet tarihi 5 Mart 2001 olan bir gebenin tahmini doğum tarihi 12 Aralık 2001'dir.

- Kendimi çok yorgun ve uykulu hissediyorum, neden?

Bu hormonal ve damarsal değişikliklere bağlı olarak gebeliğin ilk dönemlerinde sık görülen bir durumdur. Bu yakınmalara sık olarak baş ağrısı da eşlik eder. Gebelik ilerlediğinde bu yakınmalar kendiliğinden geçer.
 
- Gebelik testim pozitif fakat adetlerim çok düzensiz , yaklaşık doğum tarihini nasıl hesaplarım?
 
Adetleri düzensiz olan hastalarda yumurtlama ve döllenmenin ne zaman olduğunu tahmin etmek zordur. Gebeliğin büyüklüğü ve tahmini doğum tarihi son adet tarihine göre değil de ultrasonografik ölçümlere göre belirlenir.
 
- İlk ultrasonografi ne zaman yapılmalı?

Beklenen adet günü geçtikten yaklaşık iki hafta sonra gebelik ultrasonografik olarak tespit edilir ve bebeğin gelişimi izlenir.
 
- Bebeğimin kalp atışlarını duymaya ne zaman başlayacağım?
 
Bebeğin kalp atışları 10-12. haftalar arasında duyulmaya başlanır. Bebeğinizin kalp atışlarını hekiminiz Doppler cihazı veya Doppler ultrasonografi ile size dinletebilir.
 
- İlk gebeliğim düşükle sonlandı. Tekrar düşük olmaması için ne yapmalıyım?
 
Gebeliklerin %20'i düşükle sonlanır. Gebeliğin ilk döneminde görülen düşükler genellikle genetik bozukluklara bağlı olur ve bunların önlenmesi mümkün değildir. Ayrıca bazı enfeksiyonlar, progesteron adı verilen hormonun eksikliği ve bağışıklık sistemindeki bozukluklar da düşüklere neden olabilir. Önceki gebeliği düşükle sonlanan kişilere gerekli incelemeler yapılmalı ve bu gebeler gebelikleri süresince doktor kontrolü altında olmalıdır.
 
- Az miktarda lekelenmem (vajinal kanamam) oldu, acaba düşük mü yapıyorum?
 
Gebe kadınların hemen hemen yarısında gebeliğin ilk 8-12 haftasında lekelenme görülür. Bu gebeliklerin yarısı düşükle sonlanır. Ayrıca dış gebelikte de vajinal kanama görülebilir. Gerekli hormon tetkikleri ve ultrason incelemesi ile kanamanın nedeni ve gebeliğin devam edip etmediği anlaşılır.
 
- Düşüğün bulguları nelerdir?

Vajinal kanama ve takiben kasıklardaki kramplar düşük habercisi olabilir. Uzun süren kanama ve kramplar çoğunlukla düşükle sonlanır. Bu bulgular saptandığında derhal doktorunuza başvurmanız gerekir. İstirahat ve doktorunuzun önereceği ilaçlar düşüğü önleyebilir.
 
- Tekrarlayan düşük nedir?

Yirmici gebelik haftası öncesi ve bebeğin ağırlığı 500 grama ulaşmadan gerçekleşen 2 veya daha fazla sayıdaki düşüğe tekrarlayan düşük denir. Hamileliğin en sık görülen komplikasyonu düşüktür. Birçok kadın çok erken dönemde düşük yaptığından düşüğü ağır bir menstrual kanama zannederek fark edemeyebilir. Gebeliklerin %20'si düşükle sonlanır. Bu durum üreme çağındaki çiftlerin % 5'inde infertilite nedenidir.
 
- Tekrarlayan düşüklerin tedavisi nedir?

Tekrarlayan düşüklerin tedavisi düşük nedenine bağlıdır. Rahimdeki anormallikler için cerrahi tedavi gerekebilir. Bu işlemler histeroskopik ve laporoskopik olarak yapılabilir. Progesteron eksikliğine bağlı düşüklerin tedavisinde progesteron hormonu verilerek başarılı sonuçlar alınabilir. Rahim ağzı yetmezliği düşünülen vakalarda gebeliğin 10.haftasında serklaj (rahim ağzına dikiş atma) işlemi uygulanır.
 
- Bağışıklık sistemindeki bozukluklara bağlı düşükler nasıl tedavi edilir?
 
Annenin bebeğe ve plasentaya (bebeğin eşine) ait dokulara karşı gösterdiği anormal cevap sonucu düşükler gerçekleşir. Bebeğe ve plasentaya ait proteinlere karşı annede oluşan antikorlar kan yolu ile bebeğe ulaşır ve zarar verir. Normal gebeliklerde mevcut olan bloke edici faktörler bunu engeller. İmmunoterapi ile amaçlanan anne adayında, gelişen bebeği koruyabilmek için gereken bağışıklık sistemi cevabının oluşturulmasıdır.
 
İmmunoterapi aktif veya pasif yolla sağlanabilir.
 
Aktif İmmunoterapi (Aktif aşılama); baba adayından alınan kandan ayrıştırılan lenfosit adı verilen hücreler anneye verilerek bloke edici faktörlerin oluşması sağlanır. Bu tedavi ile birçok kadın sağlıklı çocuk sahibi olabilmektedir. Canlı doğum olasılığının artması yanında bu tedavi sonrası elde edilen gebeliklerde büyüme geriliği, erken doğum ve anomali riskinin de azaldığı gösterilmiştir. Bu aşının başarısı annede bloke edici faktörlerin oluşabilmesine bağlıdır. Hastaların %75'inde bu faktörlerin oluştuğu tespit edilmiştir.
 
Pasif İmmunoterapi (pasif aşılama);

intravenoz immunglobulin uygulaması (damar içine immunglobulin verilmesi) ile yapılır. Genellikle gebelik öncesinde başlanan tedaviye ayda bir kez olmak üzere gebeliğin 28.haftasına dek devam edilir.
 
Heparin ve bebek aspirini de özellikle pıhtılaşmaya neden olarak düşüğe yol açan bağışıklık sistemi bozukluklarını n tedavisinde kullanılabilir.
 
- Kan grubum Rh negatif, bu bir problem yaratır mı?
 
Kan grubu Rh negatif olan kadın kan grubu Rh pozitif olan bir erkek ile evli ise ve Rh pozitif bir bebek taşıyorsa kan uyuşmazlığı görülebilir. Kan grubu Rh negatif olan bir gebenin kan dolaşımına Rh pozitif kan (bebeğin kanı) karışırsa bağışıklık sistemi uyarılır ve oluşan antikorlar plasentaya geçer. Varolan gebelikte veya sonraki gebeliklerde bebeğe zarar verir. Bu durumun engellenmesi için gebelere 28.haftada RhoGAM adı verilen immünglobulin preparatı uygulanır. Düşüklerde de sonraki gebeliklerin sağlıklı olabilmesi için RhoGAM uygulanmalıdır.
 
- Midem sürekli bulanıyor, bu bulantılar ne zamana kadar devam edecek?

Gebeliğin 8.haftasında başlayan bulantılar 16.haftaya kadar sürebilir. Gebelikte yükselen B-HCG hormonuna bağlı oluşan bulantı çoğul gebeliklerde daha fazla olur. Sık sık ve az yemek ile önlenebilen bulantılar sağlıklı bir gebeliğin göstergesidir.
 
- Aldığım vitaminler kusmama neden oluyor, bu normal mi?

Vitaminleri tok karnına veya yatmadan önce alırsanız mide bulantısını önleyebilirsiniz.
 
- Trimester ne demek?

Gebelik süresi birinci, ikinci ve üçüncü (ilk, orta ve son) trimester olarak üç döneme ayrılır. İlk trimester ilk 12 hafta, ikinci trimester 12-24. haftalar arası ve üçüncü trimester de 24.haftadan doğuma dek olan dönemdir.
 
- Vajinaya baskı ve sık idrara çıkma hissi normal mi?

Hamilelik döneminde rahim büyüyerek mesaneye baskı yapar. Bu da baskı hissine ve sık idrar çıkmaya neden olur. Bu durum gebeliğin ilk 12 haftasında devam ettikten sonra rahmin yükselmesi ile kaybolur fakat gebeliğin son döneminde tekrar görülür.
 
- Sürekli kabız oluyorum ne yapmalıyım?

Kanda düzeyleri yükselen gebelik hormonları ve dietiniz buna neden olabilir. Bol sıvı alarak ve lifli besinlerden zengin beslenerek kabızlık önlenebilir.
 
- İlk trimesterde kaç kilo almalıyım?
 
Tüm hamilelik boyunca 8-10 kg alınması sağlıklıdır. Bunun ilk trimestere düşen kısmı yaklaşık 2 kg'dır. Hamileliğin ilk üç ayında fazla kilo alan kadınlar genellikle gebeliğin sonuna dek istenenin üzerinde kilo alırlar.
 
- Ben sağlıklı bir insanım. Sağlıklı bir bebek sahibi olmak için ne yapmalıyım?
 
Gebelik süresince sağlıklı ve dengeli beslenmek, sigara, alkol ve diğer zararlı maddelerden uzak durmak, düzenli olarak doktor kontrolüne gitmek sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmenize ve sağlıklı bir bebek sahibi olabilmenize yardımcı olur.
 
- Bütün anneler bebeklerinin anormal olacağı hakkında endişeye kapılır mı?

Genellikle gebelerin çoğu doğuma dek zaman zaman anormal bir bebek sahibi olma endişesine kapılır. Majör doğum anomalilerinin görülme sıklığı % 3'tür.
 
- Doğum kontrol hapı kullanırken gebe kaldım. Bebeğime bir zararı olur mu?
 
Doğum kontrol hapları düzenli kullanıldığında gebelik oluşmaz, çok nadir görülen bu durumda bebek için bazı riskler olsa da yapılan çalışmalar bu gebeliklerin diğer gebeliklere göre daha yüksek oranda anormal bebek doğumu veya düşük ile sonlanmadığını göstermiştir. Gebelik fark edildiği anda doğum kontrol hapı hemen kesilmelidir.

- Hamile olduğumu fark etmeden biraz alkol aldım. Bebeğime bir zararı olur mu?

Gebelik henüz fark edilmeden alınan alkol bebeğe zarar vermez fakat gebelik döneminde alkol kullanımına kesinlikle son verilmelidir.
 
- Şiddetli öksürüyorum. Doktorum göğüs röntgeni çektirmemi istedi. Çektirebilir miyim?
 
Gebelik döneminde çok gerektiğinde karnı çelik yelek ile koruyarak göğüs röntgeni çekilebilir.
 
- Hamileyim ve şiddetli grip geçiriyorum. Ne yapmalıyım?
 
Soğuk algınlıklarını yatak istirahati yaparak, bol sıcak sıvı alarak, gerektiğinde doktorunuza danışarak alacağınız parasetamol türevi ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçları kullanarak daha hafif geçirebilirsiniz.
 
- Bebeğimin hareket ettiğini ne zaman hissedebilirim?
 
Bebeğinizin hareketlerini 20.hafta civarında hissedebilirsiniz. Gebeliğin 24.haftasına dek bebeğin hareketlerini hissedemediyseniz mutlaka hekiminize başvurun.
 
- Ultrason ile bebeğimin cinsiyeti ne zaman belli olur?
 
Bebeğinizin cinsiyeti deneyimli doktorlar ve gelişmiş bir ultrason cihazı ile 12. haftadan itibaren belirlenebilir. 20. haftadan sonra daha kesin olarak bebeğinizin cinsiyetini öğrenebilirsiniz.
 
- Hamileyken seyahat etmek sakıncalı mıdır?

Hamileliğinizin son ayına kadar seyahat etmenizde bir sakınca yoktur, yalnız uzun süreli yolculuklarda sık sık kalkıp dolaşmak ve bol sıvı almak yararlı olur.

- Hamileyken kahve içmeyi bırakmalı mıyım?
 
Fazla miktarda kahve içmenin düşüklere, erken doğuma ve düşük doğum ağırlıklı bebeklere neden olduğunu gösteren çalışmalar vardır. Gebelik döneminde günde bir iki fincandan fazla kahve içilmemesi önerilir.

- Hamileyken günlük rutin egzersiz programımı değiştirmeli miyim?
 
Ağır ve tehlikeli egzersizler yapmadığınız sürece günlük egzersiz programınıza devam edebilirsiniz. Yorgunluk hissettiğinizde egzersiz yapmaya ara vermelisiniz. Karnınıza zarar verebilecek ve dengenin gerekli olduğu egzersizlerden kaçınmalısınız.
 
- Hamileyken saçlarıma perma yaptırabilir miyim?

Perma ve boya için kullanılan maddelerin hamilelikteki etkileri pek bilinmemektedir. Hayvan deneylerinde herhangi bir anomali artışı saptanmamasına rağmen insanlar üzerinde yapılan çalışmalar yoktur.
 
- Hamileyken bilgisayar kullanmak zarar verir mi?
 
Bilgisayar kullanırken yayılan ışınlardan etkilenmemek için bilgisayardan 50 cm uzakta oturmak gerekir. Bu cihazlar arka ve yanlarından daha fazla ışın yaydıkları için kullanmadığınız diğer cihazlardan da 1 metre uzakta oturmaya özen gösterin.
 
- Dişlerime dolgu yaptırmam gerek. Hamilelik sırasında yaptırabilir miyim?

Tıbbi açıdan gerekli ise dolgu yapılmasında bir sakınca yoktur, bu sırada kullanılan lokal anestezik maddeler bebeğe zarar vermez. Fakat kozmetik amaçlı işlemlerin gebelik sonrasında yapılması önerilir.
 
- Hamile kaldığımdan beri saçımda değişiklikler görüyorum. Saçlarım hamilelikten sonra yine eski halini alacak mı?

Hamilelik döneminde artan hormonlara bağlı olarak saçlarda dökülme görülebilir. Bu durum hamilelik sonlandıktan sonra düzelir ve saçlar eski sağlığına kavuşur.
 
- AFP testi nedir?

Alfafetoprotein (AFP ) bebeğin karaciğerinden salgılanan ve annenin dolaşım sistemine geçen bir proteindir. Bu protein düzeyinin normalin altında veya üstünde olması bebekteki bazı anomalilerin göstergesi olabilir. Bu test gebeliğin 16-18. haftalarında yapılmalıdır.
 
- Amniyosentez nedir?

Amniyosentez bebeğin içinde yüzdüğü sıvıdan örnek alınarak incelenmesi için yapılan bir işlemdir. Otuzbeş yaş üstündeki anne adaylarında, riskli gebeliklerde ve AFP testinin sonucunun normal olmadığı durumlarda bu işlem yapılır. Sıvıdan yapılan incelemelerle bebekteki genetik bozukluklar tespit edilir.
 
- Rahim içi araç varken gebe kaldım ne yapmalıyım?

Gebelik tespit edildiğinde spiral rahimde aşağı yerleşimli ise çıkartılabilir. Eğer rahim içinde yukarı yerleşimli ise çıkartılmaz, gebeliğe bir zararı yoktur.
 
- Dış gebelik teşhisi konan bir arkadaşım var. Ara sıra sağ kasığımda ağrı oluyor. Dış gebelik mi var?

Dış gebelik tüm gebeliklerin %1-2'sinde görülür. Dış gebelik öyküsü, geçirilmiş enfeksiyon veya cerrahi işlem varsa risk %5-10'a yükselir. Kasık ağrısı ve kanamanız varsa doktorunuza başvurmalısınız.
 
- AIDS testi ve hepatit (sarılık ) testi yaptırmalı mıyım?

Kolay bulaşan bir hastalık olmadığı için eğer kan transfüzyonu, şüpheli cinsel ilişki ve ilaç bağımlılığı gibi risk faktörleri yoksa AIDS testi yaptırmanıza gerek yoktur. Fakat ülkemizde oldukça yaygın olan ve gebelikte bebeğe de bulaşabilen Hepatit B enfeksiyonu için testler yapılmalıdır. Anne taşıyıcı ise bebekte enfeksiyon oluşmasını engellemek için doğum sonrası gerekli serum ve aşılar yapılır.
 
- Hangi laboratuvar testleri mutlaka yapılmalı?

Hamilelik döneminde idrar testi, kan grubu tayini, kansızlığın tespiti için kan sayımı, Hepatit B, Rubella (kızamıkçık), Sifiliz (frengi), Toksoplazma, Herpes vb. gibi bazı enfeksiyonları araştıran testler yapılmalıdır.
 
- Hamile kaldıktan sonra cildim bozuldu. Ne yapmalıyım?

Hamileliğin ilk döneminde yükselen hormonlara bağlı ciltte değişiklikler görülür. Vücudunuz bu hormonlara alıştıktan sonra cildiniz düzelir.
 
- Hamileliğim sırasında vücudumda çatlaklar oluşmaması için ne yapmalıyım?

Cildinizin yapısına göre gerilmeye bağlı çatlaklar oluşabilir. Cildinizde çatlakların oluşmasını kesin olarak engelleyen herhangi bir ürün yoktur. Cildin nemli tutulmasını sağlayan kremler çatlak oluşumunu engellemede yararlı olabilir.
 
İKİNCİ 3 AYLIK DÖNEM
 
- Karnımın ortasında oluşan koyu çizgi kalıcı mı?
 
Özellikle açık tenli kadınlarda gebelikte artan hormonlar meme ucunda koyulaşmaya, karnın ortasında koyu renkli çizgi belirmesine ve yüzde lekelenmelere neden olur. Güneşe maruz kalındığında artan bu lekeler ve koyulaşmalar engellenemez. Genellikle doğumdan sonra kaybolur.
 
- Vajinal akıntım arttı, ne yapmalıyım?
 
Vajinal akıntı hamilelik sırasında en sık yakınmalardan biridir. Vajinal akıntının rengi ve kokusu önemlidir. Eğer akıntı şeffafsa, kötü kokulu değilse ve kaşıntı yoksa enfeksiyon düşünülmez. Bu akıntı yükselen hormonlara bağlıdır. Pamuklu iç çamaşırları kullanılması ve temizliğe dikkat edilmesi önerilir. Akıntı sarı renkli, kokulu ise ve kaşıntı eşlik ediyorsa enfeksiyon düşünülerek hekime başvurulması ve gerekli tedavinin yapılması önerilir.
 
- Karnım ne zaman büyüyecek?
 
İlk gebelikte 16.haftadan itibaren karnın alt kısmında şişlik belli olmaya başlar. Daha sonraki gebeliklerde karın kaslarındaki ayrılmalardan dolayı gebelik biraz daha erken, 12-14.haftalarda belli olmaya başlar.
 
- Evimize boya yaptırmayı düşünüyoruz zararlı mı?
 
Ev boyandıktan sonra çok iyi havalandırılırsa zararlı olmaz. Bu ev temizliğinde kullanılan kimyasal maddeler için de geçerlidir. Eğer mesleğinizden dolayı bu maddelere sürekli maruz kalıyorsanız hamilelik döneminde kendinizi ve bebeğinizi korumak için bunlardan kaçınmalısınız.
 
- Evimde iki tane kedim var. Hamileliğim sırasında problem yaratır mı?
 
Kediler Toksoplazma gondi olarak adlandırılan ve toksoplazmozis hastalığına yol açan paraziti taşır. Hamilelik döneminde bu parazit alınır ve bebekte enfeksiyon oluşursa, zeka geriliğine, körlüğe ve diğer bazı anormalliklere yol açar. Bu parazit kedi dışkısı ve iyi pişmemiş etler ile bulaşır. Bu parazitle karşılaşan kişiler genelde enfeksiyonu fark etmeden hafif bir grip gibi atlatırlar. Çiğ et yemekten kaçınmak, çiğ etle temas ettikten sonra ağzı ve gözleri ellememek, sebze ve meyveleri çok iyi yıkamak, kedi dışkısı ile temas edileceğinde eldiven kullanmak gibi basit önlemler ile bu enfeksiyondan korunulabilir.
 
- Suni tatlandırıcı (Nutrasweet) kullanabilir miyim?
 
Düşük dozlarda alındığında zararlı olmadığı düşünülür. Nutrasweet içeren diet gazlı içeceklerden günde bir adet tüketilmesinin zararlı olmadığı düşünülmektedir.

- Sıcak banyo sakıncalı mı?
 
Sıcak su vücut ısısını arttırarak zararlı olabilir. Ilık su ile alınacak banyonun hiçbir zararı yoktur.
 
- Arabada emniyet kemeri takmam sakıncalı mı?
 
Arabada mutlaka emniyet kemeri kullanmak gerekir. Emniyet kemeri kullanmadığınız zaman bir kaza olursa karnınız direksiyona çarpar ve pelvis kemiklerinde kırık oluşur, plasenta (bebeğin eşi) rahimden ayrılarak bebeğin kaybedilmesine neden olabilir. Karnınız büyüdükten sonra kemeri rahmin aşağısında, pelvik kemiklerin hemen üzerinde kullanmak gerekir.
 
- Hamileliğim sırasında güneşlenebilir miyim?
 
Çok dikkatli olarak, kısa süre ve koruyucu kremler kullanarak güneşlenilebilir. Güneş ışınlarının derideki lekelenmeleri arttırdığı unutulmamalıdı r.
 
- Hamileliğim sırasında sakıncalı olan sporlar var mı?
 
Dengenin önemli olduğu jimnastik, dağcılık ve benzeri sporlardan kaçınılmalıdır. Rahminizin büyümesine bağlı olarak vücudunuzun ağırlık merkezi değişir ve dengenizi kaybedebilirsiniz. Çarpışma riski olan her spordan da uzak durulmalıdır.
 
- Tükürüğümün arttığını hissediyorum. Bu normal mi?
 
Fitalizm olarak adlandırılan bu durum artmış tükürük salgısından, azalmış mide hareketlerinden ve mide bulantısına bağlı görülen yutma güçlüğünden kaynaklanabilir. Gebeliğin ilk döneminde daha sık görülür ve gebelik ilerledikçe azalır.
 
- Doktor kontrolüne daha sık gitmeye ne zaman başlamalıyım?
 
Yirmisekiz haftadan sonra doktor kontrolleri sıklaşır. Her 2-3 haftada bir kontrole gitmek gerekir. Otuzaltıncı haftadan itibaren her hafta doktor kontrolüne gitmek gerekir.
 
- Bazen kasıklarımda çok şiddetli ağrılar hissediyorum, neden?
 
Dış gebelik ihtimali olmadığı zaman bu ağrıların round ligament adı verilen bağın gerilmesinden kaynaklandığı düşünülür. Ağrı genellikle sol tarafta daha çoktur, çünkü rahim sağa doğru hareket ederek soldaki ligamentin gerilmesine neden olur. Ağrı dinlenince azalır. Hamilelikte görülen ağrıların nedeni mutlaka hekim tarafından araştırılmalıdır. Apandisit, yumurtalıkları n dönmesi ve plasentanın ayrılması da ağrıya yol açar.
 
- Anaokul öğretmeniyim, hamilelik sırasında beşinci hastalık geçirmek zararlı mı?
 
Parvo virüs adı verilen virusun yol açtığı bir enfeksiyon olan beşinci hastalık hamilelik döneminde geçirildiğinde bebeğe zararlı olabilir. Bu virus kırmızı kan hücrelerini parçalayarak zarar verir ve gebeliğin ilk döneminde geçirildiğinde düşüğe neden olabilir. Bu enfeksiyon doğumsal anomalilere yol açmaz. Gebeliğin ilerleyen dönemlerinde enfeksiyon alınırsa 6-8 hafta süresince her hafta ultrasonografik takipler ile bebek değerlendirilerek bebeğin etkilenip etkilenmediği tespit edilir. Bebeğin enfeksiyonu aldığı vakalar kan transfüzyonu (kan verilmesi) ile tedavi edilebilir.
 
- Hamilelik sırasında aşı yaptırabilir miyim?
 
Özellikle hamileliğin ilk üç ayında tüm aşılardan kaçınmak gerekir. Kızamık, kızamıkçık ve kabakulak gibi canlı virüs aşıları yaptırmaktan hamile kalmadan üç ay öncesinden itibaren hamilelik döneminde kaçınılmalıdır. Ölü bakteri aşıları salgınlarda ve gerekli olduğu zaman yapılabilir. İnaktive edilmiş virüs aşıları da gerekli olduğunda kullanılabilir. Kuduz riski veya hepatit riski olan durumlarda gebeler aşılanmalıdır. Gelişmekte olan ülkelerde tetanus aşısının uygulanması önerilir.
 
- Ara sıra çarpıntı ve nefes darlığı hissediyorum, normal mi?
 
Büyüyen rahim derin nefes almayı güçleştirir. Kalp atım hızı da gebelik döneminde artar. Kahve içilmesi, pozisyon değişiklikleri ve yorgunluk çarpıntıya neden olabilir. Bu şikayetler dinlenince kısa sürede geçer.
 
- İlk hamileliğim sırasında tansiyonum yükselmişti, ikinci gebeliğimde de bu durum tekrarlar mı?
 
Hamilelikte tansiyon yükselmesinin çeşitli nedenleri vardır. Pre-eklempsi denilen durumda tansiyon yüksekliğinin yanında özellikle ellerde, bacaklarda ve yüzde ödem (şişlik) de vardır. İdrarda protein tespit edilebilir. Bu durum doğum sonrasında düzelir. İlk gebeliğiniz sırasında pre-eklempsi geliştiyse sonraki gebeliklerinizde gelişme riski % 10-15 'tir.
 
- Bacaklarımda oluşan mor çizgiler nelerdir?
 
Örümcek ağı görünümündeki mor lekeler varistir. Bu lekeler artmış östrojen düzeyleri ve artmış damar içi basınca bağlı oluşur. Hamilelerin bir çoğunda görülür. Bazı kadınlarda ayak ve bacaklardaki damarlarda da şişlik ve ağrı oluşur.
 
- Ellerimde şişlik ve karıncalanma oluyor normal mi?
 
Ellerde ödeme (su toplanmasına) bağlı olarak karıncalanma hissedilir. Ellerin yukarı kaldırılması ve suya sokulması ile bu yakınmalar azalabilir.
 
- Hamileliğim sırasında tırnaklarıma oje sürebilir miyim?

Ojelerde sabitleştirici olarak formaldehid denen kimyasal kullanılır, bu maddenin tırnaklardan emilimi fazla olmaz fakat ojenin iyi havalandırılan bir odada sürülmesi önerilir.
 
- Ara sıra burnum kanıyor, daha sık olarak da dişlerimi fırçalarken diş etlerimde kanama oluyor, ne yapmalıyım?
 
Artmış damarlanmaya ve artan kan miktarına bağlı olarak bunlar görülür. Kanama bozuklukları olmayan hastalarda önemli değildir.
 
- Geceleri çok sık rüya ve kabuslar görüyorum, doğal mı?
 
Hamilelikte artan hormon düzeylerine ve bebekle ilgili kaygılara bağlı olarak kabusların görülmesi normaldir.
 
- Hangi tarafıma yatarak uyuduğum önemli mi?
 
Hamilelik sırasında sol tarafın üzerine yatılması önerilir. Birçok kadın sabah uyandığında sırtüstü yatar durumda olduğunu ve bunun bebeğe zararlı olup olmadığını merak eder. Yatarken arkanızı bir yastıkla desteklemeniz sırtüstü pozisyona gelmenizi engeller. Bazı kadınlar sırtüstü pozisyonda yattıklarında karındaki damarların sıkışmasına bağlı olarak ani kan basıncı düşmesi ile kendilerini bayılacakmış gibi hisseder. Tekrar yana yatıldığında bu yakınmalar geçer.
 
- Doktorum bebeğimin hareketlerini saymamı istedi. Bebeğin hareketlerini her saat saymalı mıyım?
 
Hayır, her bebeğin kendine göre bir günlük ritmi vardır, günün belli saatlerinde bebek daha aktif olabilir. Gebeler bebeklerinin daha çok hareket ettiği zamanları bilir. Bu saatlerde bebeğin hareketlerine dikkat edilerek her zamankinden bir farklılık varsa doktora haber verilmesi gerekir.

-- Yazan: meleklerimizvebiz | Yorum (7) | Yorum yaz! | Bağlantı

DOGUM EVRELERI

26/3/2007

DOĞUMUN İLK EVRESİ: SANCILANMA

 İlk aşama:Erken sancı veya bekleme dönemi
  Genellikle bu sancının en uzun ve en az şiddetli olan aşamasıdır.Bu aşamada rahim ağzı 3 santime kadar açılır veincelir. Bu aşama rahatsız edici kasılmalar ve sancılar olmaksızın ya bir kaç günde gerçekleşir yada kuşkuya yer bırakmayacak şekilde sancılarla 2 ile 6saatlik bir zaman alır. Bu aşamadaki sancılar genellikle 30-45 saniye sürer.Hafif veya orta şiddetteolabilirler, düzenli veya düzensizdirler ve giderek sıklıklarıartar, araları kısalır ama düzenli bir seyir izlemelerigerekmez. Bazı kadınlar bunları hiç farketmez. Büyük olasılıkla bu aşamada hastaneyegitmeniz söylenecektir. Bu aşamada en sık ortaya çıkan belirtiler bel ağrısı,kramplar, ishal,karında sıcaklık hissi ve kanlı nişandır.Bunların tümünü yada birikisini yaşayabilirsiniz.Kasılmalar başlamadan önce amniyon kesesi yırtılmış olabilir,ancak büyük olasılıkla sancılanma evresinde keseyırtılacaktır. (Eğer kendiliğinden yırtılmıyorsa doktorunuz yapay olarak keseyi yırtmayı deneyebilir.)Duygusal olarak heyecan, beklenti, belirsizlik, kaygı ve korku hissedebilirsiniz.Bu aşamada yapmanız gerekenlerin başında gevşemek geliyor.Bu aşamada yapmanız gerekenler şunlardır:
 • Eğer gece yarısı ise uyumaya çalışın. Şu an dinlenmeniz önemlidir çünkü daha sonra dinlenme fırsatı bulamayacaksınız.İkinci aşama başladığında uyuyor olmaktan korkmayın çünkü kasılmalar mutlaka kendini belli eder ve sizi uyandırır.Eğer uyuyamıyorsanız yatakta kasılmaları sayarak vakit geçirmeyin,bu sancılardan başka bir şey düşünmemenize ve onları daha uzun hissetmenize neden olacaktır.Bunun yerine kalkın ve evin içinde dikkatinizi dağıtacak şeyler yapmaya çalışın.
 • Gündüzse dışarı çıkmanızı gerektirmeyecek herzamanki ev işlerinizi yapın.yemek yapın, TV seyredin.
 • Kendinizi rahatlatın.Su keseniz yırtılmadı ise ılık bir banyo alın. Beliniz ağrıyorsa sıcak su torbasıkoyun (sakın ağrı kesici almayın veya sırt üstü yatmayın)
 • Açsanız hafif birşeyler atıştırın.
 • Mesanenin gerilmesini önlemek için sık sık idrara çıkın,çünkü bu doğumun ilerlemesiniengelleyebilir.
 • Yararı oluyorsa gevşeme tekniklerini uygulayın,ancak henüz solunum alıştırmalarına başlamayın.
 • Eşinizle kasılmaları sayma alıştırmaları yapın.Kasılmalar arasında ki süre bir kasılmanınbaşlangıcından diğerinin başlangıcına dek geçen süredir.Düzenli olarak saat tutun vekaydedin. Aralıklar 10 dakikadan daha kısa ise daha sık sayın.
 • Eşiniz rahat olmalı ve sözsel yada temas yolu ile sizide rahatlatmaya çalışmalıdır.Eşinizle aklınızı sancılardan uzak tutacak şeyler yapın.

  İkinci aşama:Aktif sancılanma
  Sancılanma evresinin ikinci ve aktif kısmı genelde birinciden daha kısa sürer.Ortalama 2-3 saat kadar sürer.Artık kasılmalar daha yoğundur ve daha kısa sürede daha çok iş görür.Kasılmalar daha güçlü ve daha uzun(ortalama 40-60 saniye) ve daha sık(3-4 dakikada bir) hale geldikçe rahim ağzı 7 cm kadar açılır.Kasılmalar arasında dinlenme süresi daha kısadır.Bu aşamada en sık görülen belirtiler kasılmaların giderek daha fazla rahatsızlıkvermesi, artan bel ağrısı, bacaklarda rahatsızlık hissi,yorgunluk ve kanlı nişanda artıştır.Bütün bunlar olabileceği gibi bir veya ikisinide yaşayabilirsiniz.Duygusal olarak yerinizde duramıyor olabilir ve gevşemekte zorlukçekebilirsiniz. Doğuma olan odaklanmanız artabilir ve kendinize olangüveniniz sarsılmaya başlayabilir,sancılar sanki hiç bitmeyecekmiş gibi gelebilir.Bu aşamada yapmanız gerekenler:
 • Solunum alıştırmalarını sancılar sizi konuşturmayacak kadar şiddetlendiğinde yapmaya başlayın.Eğer alıştırmaları yapamıyorsanız veya sizi gerginleştiriyor ve rahatsız ediyorsa yapmak için kendinizi zorunluhissetmeyin. Bunlar olmadanda doğum yapabilirsiniz.
 • Bu aşamada şu şekilde soluk alıp verebilirsiniz;Sancıların başlangıcında ve sonunda burnunuzdan derin soluk alıp hızlaverin. Sancının en fazla olduğu anda yalnızca ağızdan,daha hafif ve yüzeyel soluyun. Ayrıca dikkatinizi sancılar üzerine değil soluk alıp vermeniz üzerine yoğunlaştırın.
 • Her ağrıyı ayrı düşünün,daha sonra gelecek ağrıları önceden düşünüp kaygılanmayın.Her sancıyı sizi bebeğinize yaklaştıracak bir dalga olarak görebilirsiniz.
 • Doktorunuz izin veriyorsa ve anestezi almayacaksanız sık sık birşeyler için,hem kaybettiğiniz sıvıları yerine koymak hemde ağız kuruluğunu önlemek için.
 • Kasılmalar arasında gevşemek için gayret gösterin.Kasılmalar güçlendikçe bu daha zor olacaktır,ancak enerji kazanmak için gevşeme gitgide daha önemli olacaktır.
 • Mümkünse yürüyün yada sık sık duruşunuzu değiştirin.
 • Düzenli olarak idrar yapmayı unutmayın,leğen bölgenizdeki basınç nedeni ile mesanenizi boşaltma ihtiyacı hissetmeyebilirsiniz.

Bu aşamada eşiniz neler yapabilir:
 • Kasılmaların kaydınıtutun. Eğer monitör varsa burdan yoksa elinizi karınızın karnına koyarak sancıların gelişini hissetmeye çalışın.Daha sonra bu size sancılar üzerinde bir tür kontrol duygusu verecek ve ikinizide rahatlatacaktır.
 • Zorlu kasılmalar sırasında,eğer ona yardımı oluyorsa, karınızla birlikte solunum yapın.Eğer eşinizde aşırı solunum bulguları varsa (baş dönmesi,bulanık görme, el ve ayaklarda karıncalanma) bir kese kağıdına veya avuçlarına soluk vermesini daha sonra bu havayı solumasınıisteyin. Bunu birkaç kez tekrarladıktan sonra kendini daha iyi hissedecektir.
 • Sözlerinizle eşinize sürekli güvence verin ve onun gösterdiği çabayı övün.Özellikle doğum yavaş ilerliyorsa, her kasılmayı geldikçe yaşamasını söyleyin ve her sancının doğumu yaklaştırdığını anımsatın.
 • Eşinizin alnınısilin, dudaklarını suyla ıslatın, sırtına ve beline masaj yapın.Bu onu rahatlatacak ve ağrılarını azaltacaktır.
 • Kasılmalar arasında gevşemesini söyleyin.
 • En azından saatte bir idrara çıkmasını anımsatın,böylece dolu bir mesane bebeğin yoluna engel oluşturmaz.
 • Bedenini ve yüzünü serinletmek için onu ıslak bir bezle sık sık silin.
 • Ayakları üşüyorsa çorap giymesini sağlayın.
 • Duruşunu değiştirmesini sağlayın.Sancılar arsında hareket etmesi onlarla baş etmesini kolaylaştırır.
 • Eşinizle hastane personeli arasında aracı görevi yaparak onun isteklerini görevlilere bildirin.

   Üçüncü aşama:İlerlemiş aktif sancılanma veya geçiş aşaması
  Geçiş aşamsı sancılanma evresinin en yorucu aşamasıdır.Aniden kasılmaların şiddeti artar. Çok güçlenirler, 2-3 dakikada bir gelirler ve 60-90 saniye sürerler.Sancı neredeyse tüm kasılma boyunca doruk şiddette devam eder (öncekiler gibi yavaş başlayıp kısa bir süre şiddetlenip sonra yavaşlamaz).Kasılmaları sanki hiç bitmeyecekmiş gibi hissedebilirsiniz ve arada tümüyle gevşeyemeyebilirsiniz.Rahim ağzının tümüyle açılıp 10 cm genişliğe ulaşması 15 dakika ile bir saat arasında bir zaman alacaktır.Geçiş evresinde olasılıkla belinizde güçlü bir basınçhissedersiniz. Kendinizi çok sıcak ve terli hissedebilirsiniz ya da üşürtitrersiniz; ikisi arasında gidip gelirsiniz. Rahim ağzında kılcal damarlar yırtıldıkça kanlı vajina akıntınız artacaktır.Bacaklarınız denetimsiz şekilde titreyebilir ve krampgirebilir. Bulantı, kusma hissedebilirsiniz ve oksijen beyninizden doğum bölgesine doğru yöneldikçe kasılmalar arasında uyuklayabilirsiniz.Bu noktada kendinizi çok yorgun hissetmeniz doğaldır. Duygusal olarak çok hassaslaşabilirsiniz.Artık yolun sonuna çok yaklaştınız.Kendinizi yorgun, cesaretsiz, sinirli ve şaşkın hissedebilirsiniz;gevşemekte zorluk çekebilirsiniz. Bu aşamada yapabileceğiniz şeyler:
 • Kendinizi bırakmayın.Bu aşmanın sonunda rahim ağzı tümüyle açılacak ve sıra ıkınmaya gelecektir.
 • Önünüzdeki zorluğu düşünmek yerine ne kadar mesafe kaydetmiş olduğunuzu düşünün.
 • Ikınma isteği duyarsanız,eğer başka türlü bir talimat almamışsanız,bunun yerine üflemeyi deneyin. Henüz tamamiyle açılmamış bir rahim ağzına karşı ıkınmak rahim ağzının şişmesine nedenolabilir, bu da doğumu geciktirebilir.
 • Kasılmalar arasında yavaş,ritmik göğüs solunumu ile başarabildiğiniz ölçüde gevşemeye çalışın.

Eşiniz size nasıl yardımcı olabilir:
 • Susmanızı istemediği sürece ona yardımcı olun ve onun dayanınıklılığını övün.Bu noktada göz teması ve dokunmak sözcüklerden daha çok şey ifade edebilir.
 • Yararı oluyorsa her kasılmada onunla birlikte soluk alıp verin.
 • Her seferinde tek kasılma ile başa çıkmasını önerin.
 • Kasılmalar arasında gevşemesine yardımcı olun.Kasılmanın bittiğine işaret etmek için karnına yavaşça dokunun.Artık yavaş ve ritmik solunum yapmasını anımsatın.
 • Kasılmalar sıklaşıyorsa ve ıkınma ihtiyacı duyuyorsa,yakındada muayenesi yapılmadıysa hemşire ya da doktora haberverin. Rahim ağzı tümüyle açılmış olabilir.
 • Sık sık dudaklarını ıslatın ve yüzünü silin,bu onu rahatlatacaktır.
 • Bu evrede eşinizi personelle birlikte doğumhaneye götürebilirsiniz.


 

Doğumun 2. Evresi : Ikınma ve Doğum
  Rahim ağzı tam olarak açılmış ve sizin ıkınma hissiniz gelmişse,doğumun ikinci evresi başlamıştır.Şimdiye kadar siz ne kadar yorulsanızda asıl işi yapanrahminizdi. Bundan sonra güçlü kasılmalara sizde kendi çabanızı katarak bebeği dışarı itebileceğiniz için daha verimli bir döneme girmiş bulunuyorsunuz. Bu evre genelde yarım saat ile bir saat arasında bir zaman alır.Ama bebeğin dışarı itilmesi 10 dakikada da bitebilir, 2 saattede.Bu evredeki kasılmalar genellikle geçiş dönemindekinden daha düzenlidir.Sancılar, şiddeti dahada artmakla birlikte sizi ilk evredeki gibi rahatsız etmezler.Kasılmalar yine 60-90 saniye arasında sürerler,ancak aralarıaçılmıştır (genellikle 2-5 dakika) ve daha az sancı verirler.İkinci evrenin özelliği yoğun bir ıkınma ihtiyacıdır.Ikınmak zor gelebilir, ancak ebe yada doktor size en doğru pozisyonu bulmanız ve nasıl ıkınacağınız konusunda yardımcı olacaktır.En çok ıkınmanız gereken zamanlarda siziuyaracaktır.

   Artık ıknabileceğiniz için duygusal olarakrahatlayabilirsiniz. Ayrıca heyecan ve coşkudaduyabilirsiniz. İkinci evre fazla uzadığında genelde kadınların isteği bebeği görmek değil,bu işkencenin sona ermesidir; bu doğal ve geçici bir tepkidir ve kesinlikle anne sevgisinin derecesini göstermez. Bu evrede neler yapabilirsiniz:
 • Ikınma pozisyonu alın,bu doktorunuzun tercihine göre değişir ama en iyisi yarı çömelir bir duruştur,çünkü bu bebeğin gelmesine yerçekimininde yardım etmesini sağlar ve ıkınma gücünüzü arttırır.
 • Tüm gücünüzü kullanın.Ne kadar etkili ıkınırsanız ve ne kadar çok enerji harcarsanız,bebeğinizde doğum kanalındaki yolculuğunu o kadar çabuktamamlar. Yinede enerjinizi kontrollü harcayın,düzensiz çılgınca ıkınmak yerine doktorunuzun direktiflerine uymaya çalışın.
 • Tüm perine bölgesine ağırlık verdiğiniz için makatınız boşalabilir,bunu önlemeye çalışmak ilerlemeyi engelleyebilir.Hemen her kadın doğum sırasında bağırsaklarını istemsiz olarak boşaltabilir,hatta birazda idrar kaçırabilir.Odadaki hiç kimse buna aldırış etmeyecektir,sizde etmemelisiniz.
 • Doğal olanı yapın,ihtiyaç duyduğunuzda aksi söylenmedikçe ıkının. Kasılma gerilediğinde birkaç derin nefes alın;sonra bir nefes daha alın vetutun. Kasılma en şiddetli hale geldiğinde artık nefesinizi tutamayacak duruma gelene dek tüm gücünüzle ıkının.Her kasılmada beş kez kadar ıkınma ihtiyacıduyabilirsiniz. Nefesinizi tutup tüm kasılma boyunca ıkınmaya çalışmakyerine, ihtiyaç duyduğunuz her seferinde ıkının, uzun süre nefesinizi tutmak sizi yorabilir ve bebeğinizi oksijensiz bırakabilir.Kasılma geriledikçe birkaç kez derin nefes almak solunum dengenizi yeniden düzeltecektir.Bu konuda doktor ve hemşireniz size yol gösterecek ve konsantrasyonunuzu sağlamanızda yardımcı olacaktır.
 • Ikınırken bacaklarınız ve perineniz dahil tüm bedeninizi gevşetin.
 • Size söylendiğinde ıkınmayı kesin(bebeğin çok hızlı doğmasını engellemek için bu gerekebilir) ve nefes verin veya üfleyin.
 • Kasılmalar arasında personelin yardımı iledinlenin, gücünüzü yeniden toplamanız için doktorunuz bir iki kasılma boyunca ıkınmamayı önerebilir.
 • Bebeğin başı bir görünüp bir kayboluyorsa ümitsizliğe kapılmayın.Doğum iki adım ileri bir adım geri giden bir süreçtir.

Eşinize düşenler:
 • Rahatlatmayı ve destek vermeyi sürdürmek
 • Doğuma hazırlık konusunda öğrendiklerinizi hatırlayarak ıkınmasını ve solunumunu yönlendirin ya da doktorun söylediklerini ona iletin.
 • Eşinizin kasılmalar arasında gevşemesine yardımcı olun.
 • Ikınırken gerekiyorsa sırtını destekleyin,elini tutun,terini silin.
 • Düzenli olarak kaydettiği ilerlemeleri ona anlatın,bebeğin başı göründüğünde ona haber verin.

   DOĞUM ANI
   Artık sıra doğumun en önemli aşamasına gelmiştir.Birazdan bebeğinizin başınadokunabilecek, az sonrada onu kucağınıza alacaksınız.Doğumun ardından büyük bir rahatlama duyacağınız kuşkusuz,amamerak, bebeğe karşı aşırı duyarlık,sevinç gözyaşları ya da daha sonra ne olacağının kaygısıda hissedebileceğiniz duygular.İlk olarak bebeğin başı rahim ağzına iyice yaklaşarak pelvis tabanına dayanmıştır.Doktor ve eşiniz başın oluşturduğu şişliği görebilir.Az sonra, her sancı ve kasılma ile biraz daha ilerleyen bebeğin başıda görülecektir.Ancak bebek sancı geçerken biraz geri çekilebilir.Bu gayet normal bir olaydır, kaygılanmayın. Bebeğin başı görünmeye başladığında doktor sizden artık ıkınmamanızı isteyecektir,çünkü baş birdenbire çıkarsa doğum yolunda yırtıklar oluşabilir.Gevşeyin ve kesik kesik soluk alın. Genellikle ilk doğumlarda yada bebekiriyse, yırtığı önlemek için vajina girişinin altına,makata doğru bir kesi yapılır. Bu kesi doktor kontrolü altında yapıldığından daha sonra epizotomi denen bir işlemle dikilir ve hiç sorun yaratmaz.Oysaki kendiliğinden oluşan yırtıklar düzensiz olur ve daha sonra dikişi güçleştirir.
   Bebeğin başı vajinayı gerdiğinde biraz canınızyanabilir, ancak bu kısa sürecek ve doğumdan sonra yerini hafif bir uyuşma alacaktır.Baş genelde bebeğin başı yere bakar konumda doğar.Doktor hemen göbek kordonunu kontrol eder ve bebeğin boynuna dolanıp dolanmadığınabakar. Daha sonra bebek başını yüzü annenin bacaklarından birini görecek şekilde yan çevirir.Bu sırada gözleri, ağzı, burnu temizlenir. Gerekiyorsa bebeğin üst solunum yollarında kalan sıvı bir tüple emilerek temizlenir.
   İzleyen birkaç sancı ile bebeğin vücududa kayarak çıkar.Bebeğin kordonu klemplenir ve bu arada size gösterilebilir.Bebeğiniz biraz morarmış gibi görünebilir ve büyük olasılıkla ağlıyordur.Bebeğinizin göbek bağıda kesildikten sonra artık onu eğer herhengi bir sorunu yoksa bağrınıza basabilirsiniz.


Üçüncü Evre : Plasentanın Çıkması
   En kötüsü bitti, kalan tek şey deyim yerinde ise ortalığı toplamak.Doğumun bu son evresi genelde 5 dakika ile yarım saat arasında sürer.Siz hissetmeseniz bile hafif kasılmalar devam edecektir.Rahmin sıkışması, plasentanın yani bebeğin eşinin rahim duvarından ayrılmasına ve aşağı doğru itilip çıkmasına nedenolur. Plasenta doğduktan sonra yırtıklar dikilecektir.Artık doğum gerçekleştiğine göre yorgunluk hissedebilirsiniz.Özellikle sancılar çok uzun sürdüyse, çok susuz ve açolabilirsiniz. Bazı kadınlarda bu evrede üşüme olur ve her kadında adet kanamasına benzer kanlı bir akıntı olur.Birçok kadının ilk anda hissettiği rahatlama duygusudur. Bu arada hiç bir şeyi umursamayacak kadar yorgun ya da heyecanlı olabilrsiniz.Ama başardığınız işten gurur duymalı ve gevşeyip bu başarının zevkine varmalısınız.

   MAKAT GELİŞİ
  Anne açısından makat gelişinin baş gelişinden bir farkıyoktur, rahatlama ve doğumla baş etme konusundaki öneriler ikisindede aynıdır.Ne var ki hastane personelinin yapacakları farklıdır.Bu doktorun seçtiği doğum yöntemine ve makat gelişinin tipine göre değişiklik gösterir.Sancılanma evresinin ikinci aşamasına dek makat doğumu baş doğumunabenzer. Sezaryen olma olasılığı hep bulunduğu için büyük olasılıkla ilk aşamdan sonra sizi ameliyathaneye alacaklardır.Bebeğin duruşunun tam olarak nasıl olduğuna bakarak doktorunuz en güvenli yolu seçecektir.Sık uygulanan bir yöntem,bacakları ve gövdesinin alt yarısı çıkana dek bebeğin normal doğmasına izinvermektir. Bundan sonra lokal anestezi yapılır, baş ve omuzlar forseps kullanarak çıkartılır.
   Bazı durumlarda, örneğin bebek tam makat gelişi ise veya bir ayağı sarkar durumdaise, annenin leğen bölgesi yetersiz duruyorsa ve bebekte sıkıntı belirtileri varsa doktor normal doğuma girmeyecek ve sezaryeni deneyecektir.Makat gelişlerinde normal doğum yaptırılıyorsa genellikle büyük epizotomi açmakgerekebilir. Normal yolla makat doğumda doğurma pozisyonu duruma ve doktorunuzun deneyimine bağlıdır.Bebek doğduktan sonra kalan işlemler baş doğumu gibi devam eder.


-- Yazan: meleklerimizvebiz | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı

DOGUMA GIDERKEN ALINACAKLAR

26/3/2007

Doğuma Giderken Yanınıza Almanız Gerekenler
  Bebek için gerekenler:
 • Bebeğinizin içinde uyuyabileceği bebek beşiği
 • Yatak takımları
 • Yumuşak bir battaniye
 • Bebek arabası veya ana kucağı
 • Varsa arabanız için bebek oturağı
 • Bebeğin yıkanması için küvet
 • Bebeğin banyosu için havlu, özel sabun ve şampuan
 • Altını değiştirirken sereceğiniz kalınca örtü yada ince bir minder
 • Bebek bezleri ve altını temizlemek için kremli mendiller, pudra
 • Bebeği biberonla beslayecekseniz şişe, emzik gibi malzemeler
 • Bebeğiniz için gerekengiysiler: 6-8 adet geniş yakalı fanila, 8 tulum, en az 2 hırka, 2 pijama, 3-4 çift yumuşak çorap, bebek başlığı yada şapka, bebek eldiveni, hava soğuk ise yünlü dış giysi
 • Bebeğinize masaj yapmak için bebek yağları, temizleyici mendil, nemlendirici ve pudra

   Anne için gerekenler:
 • Hijyenik kadın pedi(emici özelliği yüksek olmalı)
 • 3-4 adet lohusa sutyeni; başlıca iki tür lohusa sutyeni vardır. Birinde açıldığında yalnızca meme başını ortaya çıkaran pencereler bulunur. Diğeri ise önden kopcalı olduğundanemzireceğiniz zaman kolayca bütünü ile açılabilir. İkinci tip daha iyidir, çünkü bunda bütünü ile açıkta kaldığından bebek memeye dokunma olanağı da bulur. Saf pamuklu ve alttan destekli sutyenler yeğlenmelidir.Göğsünüzün en şişkin yerinden alacağınız ölçü size lohusa sutyeninin ölçüsünü verir.
 • Bolca pamuklu ve tercihan tek kullanımlık iç çamaşırı
 • Acıyan meme uçları için krem
 • Sutyen tamponları; sızan sütün sutyene geçmesini önler.
 • Önden açılan gecelik ve pijamalar
 • Alçak topuklu terlik

  Hastane için gerekenler
 • Öncelikle hamilelik ve doğum çizelgeniz ve doktor kontrollerinizin bulunduğu dosyanız
 • Bol fanila ve gecelik, pamuklu ve ter emen cinsten olmasına dikkat edin.
 • Kalın çoraplar, doğumun ileri evresinde üşüyebilirsiniz.
 • Küçük bir sünger parçası yada bez,dudaklarınızı ıslatmak için.
 • Temiz havlular ve sabun
 •
Kişisel temizlik malzemeleriniz;deodorant, pudra, diş macunu ve fırçası, tarak, şampuan, kağıt peçete ve havlu, nemlendirici ruj, temizleme mendilleri
 • Sabahlık ve alçak topuklu terlik
 • Sırt masajınız için bir masaj topu ve masaj yağı
 • Sizi dinlendirip rahatlatacak kitap, dergi, teyp ve kasetler
 • Fotoğraf makinası ve kamera
 • Eşiniz için yiyecek ve içecek gıdalar
 • Yakınlarınızın telefon numaraları


-- Yazan: meleklerimizvebiz | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı

DOGUM YONTEMLERI

26/3/2007

Hangi Doğum Yöntemini Tercih Etmeli?
Hamile kalan her kadının ilk aklına takılan, doğumunun nasıl olacağıdır. Bahçeci Kliniği Kadın Hastalıkları&Doğum, Teşhis ve Tedavi Merkezi Op. Dr. Esra Aksoy Jozwiak "Öncelikle annenin isteği, gebeliğin durumu, bebeğin ve plasentanın değerlendirmesi, annenin anatomik yapısı ve sağlık durumunun hangi tür doğuma elverişli olduğudur. Doktorun önerileri doğrultusunda karar şekillenmelidir." diyor.

bebek.com: Doğum yöntemleri nelerdir?
Op. Dr. Esra Aksoy Jozwiak Bebeğin dünyaya gelişi iki yolla gerçekleştirilebilir; normal doğum veya sezaryen. Doğum, 37. gebelik haftasından sonra rahim kasının bir dizi istemsiz kasılmaları ile başlayan ve bebeğin anne vücudunu vajinal yoldan terketmesi ile sonlanan bir olaydır. Doğumun başlamasına sağlayan mekanizmalar detaylı olarak bilinmemekle birlikte anne ve bebekten kaynaklanan kompleks pek çok faktöre bağlıdır. Sezaryen, hamile bir bayanın bebeğinin vajinal yoldan dünyaya gelmesi değil de karın boşluğunun cerrahi olarak açılarak bebeğin alınması şeklindeki doğum yöntemidir. Sezaryen son yıllarda tüm dünyada en çok yapılan ameliyatların başında gelmektedir ve sezaryen ile doğum oranı giderek artış göstermektedir.

bebek.com: Ne zaman sezaryen gereklidir?
Op. Dr. Esra Aksoy Jozwiak Anestezi tekniklerinin değişmesi, iyileşmesi ve daha yeni anestetik ilaçların bulunması, ameliyatlarda daha steril şartların sağlanması ve enfeksiyonlara karşı güçlü antibiyotiklerin bulunması, dikiş materyallerindeki gelişmeler ve cerrahi tekniklerin ilerlemesi nedeniyle artık sezaryen son derecede güvenli ve kolay bir operasyon haline gelmiştir. Sezaryen annenin isteğine bağlı yapılabileceği gibi anne veya bebeğe bağlı zorunlu durumlarda da yapılır.

bebek.com: İsteğe bağlı sezaryen artmış mıdır?
Op. Dr. Esra Aksoy Jozwiak Son yıllarda hastanelerdeki isteğe bağlı sezaryen oranları artmıştır tabii ki... En sık isteğe bağlı sezaryen annenin normal doğumdan korkması, ağrı çekmek istememesi, bebeğini riske etmek istememesi ve normal doğumun uzun dönem komplikasyonlarından (rahim ve mesane sarkmaları gibi) kaçınmak istemesi ve çift için özel bir günde (evlilik yıl dönümü, anne veya babanın birinin doğum günü, 04.04.04 gibi kolay hatırlanacak günlerin tercih edilmesi ) doğumu gerçekleştirmek istemeleri nedeniyle yapılır.

bebek.com: Hangi hallerde zorunlu sezaryen yapılır?
Op. Dr. Esra Aksoy Jozwiak
Bebeğin kanal başı ile gelmemesi: Normalde tüm gebeliklerin %95’inde bebek başla ilerlerken, diğer durumlar; yan, makat veya çapraz gelmesi %5 oranında görülür. Bu durumda hekim bebeği riske atmamak için sezaryen kararı almaktadır.
Eşin rahim ağzını tamamen kapatması: Bu durumda bebeğin doğum kanalında ilerlemesi kanamaya neden olup anne ve bebeğin hayatını riske atacaktır.
Eşin erken ayrılması: Plasentanın bebeğin doğumundan önce rahim duvarından ayrılması durumunda bebeğe oksijen ve besin akışını bozmaktadır. Kanamaya bağlı anne ve bebek hayatı riske girdiği için acil olarak bebek sezaryenle doğurtulmalıdır.
İri bebek: Bebeğin doğum ağırlığının 4000 gramdan fazla olarak saptanması durumunda ki bu ultrason ile saptanabilir bebek sezaryenle doğurtulmalıdır. Normal doğum anne ve bebekte ciddi travmalara neden olabilir.
Bebeğin kafası ile anne adayının kemik yapıları arasında uyumsuzluk(CPD): Bu durum halk arasında ‘çatı darlığı’ olarak bilinmektedir. Böyle durumlarda da sezaryen önerilir.
Çoğul gebelikler: Özellikle üç ya da daha fazla sayıda bebek varsa sezaryen tercih edilir. Vajinal doğumdan kaçınılır. İkiz gebeliklerde ise şartlar uygunsa vajinal doğum mümkün olabilir..
Bebekte bazı anomalilerin olması: Bebeğin karın duvarının kapanmadığı ve iç organlarının dışarıda olduğu gastroşizis ve omfalosel , bebekte nöral tüp defekti gibi olması durumunda sezaryen tercih edilmelidir.
Miyomlar: Doğum kanalını daraltarak vajinal doğumu olanaksız kılan yerleşimde miyom varsa doğum sezaryenle gerçekleştirilir.
Annenin ıkınmaması gereken durumlar: İleri derecede kalp hastalıkları ve beyin anevrizması gibi problemlerde de ıkınma sakınca yaratacağından sezaryen tercih edilir.
Herpes enfeksiyonu: Annenin aktif genital herpes enfeksiyonu varsa bebek doğum kanalından geçerken enfeksiyonu kapabileceği için sezaryenle doğurtulmalıdır. Annenin geçirdiği bazı ameliyatlar: Daha önceden geçirilen sezaryen, miyomektomi , bel fıtığı veya vajinal estetik operasyonlar nedeni ile sezaryen gerekebilir.
Vajinismus : Vaginismus cinsel ilişki sırasında vajenin istemsiz kasılmaları durumudur ve sezaryen gerektirir.
Bebeğin sıkıntıya girmesi: Doğum eylemi sırasında veya daha öncesinde yapılan NST incelemelerinde bebeğin sıkıntıda olduğu yolunda veriler varsa acil sezaryen gerekli olabilir. İntrauterin gelişme geriliği durumunda sıkı gebelik izlemine gerek vardır. Bebeğin sıkıntısının daha da artması durumunda acil sezaryen gerektirebilir.
Doğum eyleminin ilerlememesi: Rahim kasılmaları düzenli ve güçlü olmasına rağmen rahim ağzının açılmaması veya bebeğin kafasının aşağıya inmemesi durumlarında sezaryen gereği doğabilir.
Kordon sarkması : Amniyon kesesi açıldığında bebeğin göbek kordonu rahim ağzından dışarıya sarkabilir. Son derece acil olan bu durumda kordon sıkışarak bebeğin ölümüne neden olabilir. Bu durumda acil sezaryen gerekir.
İleri anne yaşı ve tedavi sonrası gebelikler : Gebeliğin çok zor elde edildiği ya da ikinci bir gebelik şansının düşük olduğu ileri anne yaşı, gebeliğin tüp bebek sonrası oluşması gibi durumlarda direkt sezaryen tercih edilir.

bebek.com: Sezaryen ve normal doğumu karşılaştırırsak, avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Op. Dr. Esra Aksoy Jozwiak Normal doğum ya da sezaryen; her ikisi de masum değildir. Her iki yöntemin de avantaj ve dezavantajları vardır.

bebek.com: Normal doğumun avantajları nelerdir?
Op. Dr. Esra Aksoy Jozwiak
-En önemli avantajı normal ve fizyolojik olmasıdır. Doğum sonrası anne birkaç saat içinde normal aktivitesine dönebilmekte ve hemen bebeğini emzirmeye başlayabilmektedir.
-Anne ve bebek arasında duygusal temas daha kısa sürede ve güçlü başlamaktadır.
-Doğum sonrası anne hastaneyi daha kısa sürede terk edebilir.
-Normal doğumu takiben anne gebelik öncesi yaşantısına daha kısa sürede dönebilmektedir.
-Normal doğumun bebek için avantajı ise doğum esnasında sıkışıp büzüşen bebeğin akciğerlerinin soluk alıp vermeye daha hazırlıklı olmasıdır. Ayrıca anne ve bebek arasında duygusal temas daha kısa sürede ve güçlü başlamaktadır.

bebek.com: - Normal doğum dezavantajları nelerdir?
Op. Dr. Esra Aksoy Jozwiak
-Her şey yolunda giderken bebek strese girebilir, kalp atımları yavaşlayabilir, hatta kaybedilebilir. Bu nedenle normal doğum mutlaka hastane koşullarında ve en kısa sürede sezaryene geçilebilecek bir ortamda yapılmalıdır.
-Normal doğumun en çok korkulan komplikasyonlarından biri de bebeğin omuzunun takılmasıdır. Burada bebeğin başı doğduktan sonra, omuzları annenin kemiklerine takılmakta ve büyük olasılıkla bebek kaybedilmektedir.
-Eylemin fazla uzaması bebeğin oksijensiz kalmasına ve daha sonra gerek zeka gerekse motor fonksiyonlarında geriliğe neden olabilmektedir.
-Anne açısından riskler ise doğum esnasında oluşabilen yırtıklardır. Bu yırtıklar ileride dışkı tutmada sorunlara yol açabilmektedir. Annenin barsakları ile vajinası arasında açılabilecek milimetrik pencereler bile vajinadan dışkı gelmesine neden olabilmektedir.
-Normal doğuma bağlı olarak gelişebilecek mesane sarkması ileride idrar kaçırma şikayetlerine yol açabilir. Düzeltilmesi ameliyatı gerektirmektedir.

bebek.com: - Sezaryenin avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Op. Dr. Esra Aksoy Jozwiak Sezaryenin en önemli avantajı bebek için riskleri en aza indirmesidir. Sezaryenle normal doğumda bahsedilen dezavantajların çoğu bertaraf edilmektedir. Ancak sezaryen ile doğan bebeklerde ilk birkaç günde solunum sıkıntısı gelişme olasılığı biraz daha fazladır. Sezaryen ile doğum anne açısından normal doğuma kıyasla daha problemlidir. Genel anestezi riski çok düşük de olsa bulunmaktadır. Bu risk epidural anestezi ile ortadan kaldırılabilir. Ameliyat sonrası hastanın kendine gelmesi ve bebeğini emzirmeye başlaması 2-3 saati almakta, annenin ağızdan beslenmeye başlaması ise ortalama 6-8 saat sonra olmaktadır. Genelde ameliyat sonrası 2 gün hastanede yatması gerekmektedir. Hastanın normal hayatına dönmesi genelde 3-4 gün kadar sürmektedir. Ameliyat sonrası ilk birkaç saat oldukça ağrılı geçmektedir. Annenin ameliyattan sonra en az 6 hafta ağır işlerden kaçınması gereklidir. Uzun dönemde ise dikiş yerlerinde ağrılar olması ve karın içinde ameliyat bağlı yapışıklıklar diğer komplikasyonlardır. Her iki doğum şeklinde ortak olan komplikasyon ise enfeksiyon riskidir. Normal doğum ya da sezaryen olsun dikiş bulunan yerlerde enfeksiyon riski her zaman mevcuttur.

bebek.com: Son zamanlarda epidural anestesi ile doğuma olan ilginin artma sebebi sizce nedir?
Op. Dr. Esra Aksoy Jozwiak Normal doğum için annenin bu yönde çok motive olması ve edilmesi önemlidir. Bu durumda son yıllarda yaygın kullanıma girmiş olan epidural anestezi anneye ve doktora son derece konfor sağlamaktadır. Bu anestezi şekli ile anne doğum ağrılarını hiç hissetmemekte ve kolayca doğumunu gerçekleştirebilmektedir.


-- Yazan: meleklerimizvebiz | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı

GECIKMIS DOGUM

26/3/2007

Gecikmiş Doğum
 Sihirli 40.hafta takviminizde büyük bir beklenti ile işaretlenir.Sonunda beklenen gün gelir fakat beklenen kişi gelmez.Beklenti düşkırıklığına dönüşür. Sonra bir iki hafta daha geçer.Bu hamilelik hiç bitmeyecek midir? Artık 42.haftaya ulaşmış kadınlar için inandırıcıgörünmesede hiç bir hamilelik sonsuza kadar sürmemiştir.Tabii bunu bebeğine biran önce kavuşmak isteyen anneye anlatmakzordur. 42.haftaya ulaşıldığında hala doğum başlamadıysa genelde doktor tarafından yapay olarak başlatılabilir.Araştırmalar, gecikmiş gibi duran hamileliklerin aslında gecikmiş olmadığını göstermektedir.Yalnızca bebeğin döllenme tarihi ve son adet tarihi yalnış hesaplandığından geç sanılmaktadır.Hamilelik gecikmiş gibi duruyorsa (teknik olarak 42 hafta ve üzeridir ama bazı doktorlar daha önce harekete geçerler) doktor durumudeğerlendirirken iki etkeni göz önüne alır. 

   Birincisi, bu gerçekten beklenen tarih midir?Rahim büyüklüğü ve tepe noktasının yeri gibi fiziksel bulgular ve bebeğin anne tarafından hissedilen ilk hareketlerinin zamanı ve doktorun bebeğin kalp atışlarını ilk aldığı zamanhamileliğin süresi ile uyumlu ise doktor emin olabilir.

   İkinci olarak, bebek gelişmeyi sürdürüyor mu?Birçok bebek onuncu aydada büyümeyi ve gelişmeyi sürdürür.Ancak bazen rahimde bir zamanlar ideal olan ortam kötüleşmeye başlar.Yaşlanan plasenta yeterli beslenme ve oksijen sağlayamadığı için bebeğin iyilik halinisürdürmesi zor olur. Böyle bir çevrede uzun süre kalan bebeğe “geçkin bebek”denir. Ciltleri kuru ve çatlaktır, soyulur,  gevşektir,buruşuktur. Yenidoğan için tipik olan jelatinimsi madde ile kaplı değildir ve zayıftır.Diğer yenidoğanlardan daha yaşlı oldukları için tırnakları ve saçları dahauzundur, genelde gözleri açıktır ve uyanıktırlar. Kötüleşen rahim ortamında daha fazla kalanların bağırsakları ilk dışkıyı atmış ve suyunumekonyuma bulamıştır. Bu nedenle bebek yeşile boyanmışolabilir. Bu bebekler de riskli bebekler grubuna girerler.Bunun nedeni bu bebeklerin baş çevrelerinin normal bir 40 haftalık bebeğe göre daha büyükolmasıdır. Bu normal doğumu güçleştirir. Ayrıca hem yetersizbeslenme ve oksijensizlik hemde muhtemelen sularına bulaşan mekonyumu soludukları için doğumları daha güçleşir.Bu bebeklerin genellikle sezaryen ile doğurtulmaları gerekir.Doğumdan sonrada kısa bir süre için yenidoğan yoğunbakım servisindekalmaları gerekebilir.

   Sorunsuz geçen bir hamilelikten sonra 42 hafta veya daha uzun süre sonunda doğan bebeklerde kalıcı bir sorun olma riski normaldoğanlardan yüksek değildir. Hamileliğin 41 haftayı geçtiği kesinleştikten sonra ve rahim ağzının yumuşak olduğu anlaşıldıktan sonra bir çok doktor biraz önceanlattığımız sebeplerden dolayı hem bebeği riske atmamak hemde doğumu anne için güçleştirmemek için doğumu başlatmayı seçer.Eğer anne sağlığını tehdit eden bir sorun varsa (Yüksek tansiyon,şeker hastalığı gibi..) yada mekonyum bulaşması, bebekte büyüme geriliği kuşkusu ve diğer sorunlar bebeği tehdit ediyorsa rahim ağzı yumuşasın yumuşamasın bebek doğurtulur.Eğer rahim ağzı olgun değilse yani yumuşamamışsa doktor önce prostaglandin E2 gibi bir ilaçla olgunlaştırmayı seçebilir.Yada bebeğin rahim içinde ki sağlığını kontrol ederek biraz dahabekleyebilir. Eğer bu yapılan testlerde herhangi bir noktada plasenta yetmezliği,bebeği saran amniyon sıvı miktarında düşme yada bebeğin sağlığının riskte olduğunu göstern herhengibir bulgu ortaya çıkarsa doktor harekete geçer.Ya suni sancı ile yapay olarak doğum başlatılır yada sezaryen yapılır.


-- Yazan: meleklerimizvebiz | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı

ERKEN DOGUM

26/3/2007

Erken Doğum
  Yaşayabilirlik çağından (genelde 20. haftadan)sonra ve 37. haftadan önce başlayan doğumdur.Erken doğan bebeklerin üçte birinde bunun nedeni doğumun erken başlaması,üçte birinde zarın erken yırtılması ve üçte birindede anneveya bebeğe ait sorunlar vardır. Erken doğumları önlemeye yönelik çabalara karşın pek az ilerleme kaydedilmiş durumda ve son yıllarda erken doğumların sayısı artmakta. Erken doğum riskini arttırdığına inanılan etkenler oldukçafazla. Bir kadında risk faktörlerinin sayısı arttıkça erken doğum riskide artıyor.Önlenebilir bazı risk faktörlerini şöyle sıralayabiliriz:

 •
Sigara içmek
 • Alkol kullamımı 
 • İlaç madde kullanımı
 • Yetersiz kilo alımı:hamilelik öncesi normal kilodaysanız 12 kilo kadar almalısınız,ama eğer zayıfsanız 20 kiloya yakın alın.
 • Ayakta kalma ve ağır bedensel işler
 • Hormon dengesizliği 
 • Cinsel ilişki(diğer risk faktörlerinide taşıyorsa)

   Bazı risk faktörlerini ise kontrol etmek diğerleri gibi kolay değildir.
   Enfeksiyon: Bebeğe zarar verebilecek bir enfeksiyon bulunduğunda erken doğum bedenin bebeği tehlikeli olan çevreden uzaklaştırması gibi görünüyor.Amniyon sıvısı iltihaplanması önemli bir erken doğum nedeniolabilir. Enfeksiyon kapma riskini azaltmak için hasta insanlardan uzakdurun, yeterince dinlendiğinize ve beslendiğinize emin olun.Doğum öncesi düzenli muayene yaptırın.
   Rahim ağzında zayıflık:Bazı kadınlarda zaten zayıf olan rahim ağzı erken açılır ve bu durum en az bir kez geç düşük ve erken doğuma sebep olana kadar anlaşılmaz.Tanı konduktan sonra rahim ağzı dikilerek erken doğum önlenebilir.Bu nedenle daha önce erken doğum veya düşük tehdidi geçirmiş kadınlarda rahim ağzının düzenli muayenesi değişiklikleri saptamada ve gereken önlemleri almada önemlidir.
   Rahimde hassasiyet:Araştırmalar bazı kadınların rahimlerinin hassas olduğunu ve bunun zamansız kasılmalara neden olduğunu gösteriyor.Son üç ayda bu durum saptanır ve yatak istirahati ile yakından izlenirse erken doğum önlenebilir.
  Annede kronik bir hastalık:İyi bir tıbbi bakım ve bazı durumlarda yatak istirahati erken doğumu önleyebilir.
   Stres: Stres nedenleri bazen ortadan kaldırılabilir veya azaltılabilir.Bazen de nedeni ortadan kaldırmak daha güçtür.Yinede eğitim, gevşeme teknikleri,iyi beslenme, dengeli spor ve sorunun konuşulması yolu ile stres azaltılabilir.
   Rahimde yapısalanormallikler: Sorunun ne olduğu bir kez anlaşıldıktan sonra cerrahi onarım ile erken doğumlar önlenebilir. 
   Çoğul gebelik:Birden fazla çocuk taşıyan kadınlar genelde ortalama üç hafta erken doğumyaparlar. Titiz bir doğum öncesi bakım,çok iyi beslenme ve bunların yanı sıra son üç ayda etkinliklerin kısıtlanması ve dinlenmeye daha çok zaman ayrılması doğumun çok erken olmasını önleyebilir.
  Bebekte anomali: Bazen sorun rahim içindeyken anlaşılıp gerekli düzeltme yapılabilir ve erken doğum önlenebilir.

   Bazen yukarıda söz ettiğimiz risk faktörlerinin hiçbiribulunmayabilir. Son derece iyi bir hamilelik geçirmekte olan sağlıklı bir kadın aniden erken doğum yapmaya başlıyabilir.Bunların nedeni hala bulunamamıştır.Erken doğum başlamışsa,genellikle uygulanacak bir tedavi ile bebek daha olgun bir hale gelene kadargeciktirilebilir. Bebeğin rahimde kaldığı her gün dışarıda sağ kalma şansını biraz daha arttırır.Bu nedenle erken doğum işaretlerini tanımanız ve doğumun başladığına dair en ufak bir kuşkunuz olduğunda hemen doktorunuzu aramanız çok önemlidir.Adet tipi kramplar bazen ishalle birlikte, bulantı ve hazımsızlık,sırtın alt tarafında ağrı veya basınç, suyun gelmesi erken doğumunbelirtileridir.Erken doğumda tıbbi müdahale çok önemlidir ve zaman zaman doğum durdurulabilir.Erken doğumun önlenmesi çoğu zaman cinsel ilşki ve beden hareketlerinin kısıtlanması ile sağlanabilir.Tek bebek taşıyan,erken ve güçlü kasılmaları olan ama kanaması olmayan olguların hemen hemen yarısı sadece hastaneye yatırıp yatak istirahati uygulamakla kontrol altına alınmaktadır.Amniyon kesesi sağlamsa ve rahim ağzı genişlememişse bu kadınların dörtte üçü hamileliklerini tamamlayabilir.Şansı arttırmak için rahmi genişleten ve kasılmaları durduran ilaçlarda verilebilir ama bu ilaçların güvenirliliği soru işaretidir.


-- Yazan: meleklerimizvebiz | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı

DOGUM SANCISI

26/3/2007

Bu konuda size bazı önerilerimiz var:
   Eğitim alın: Eski kuşak kadınların doğumu katlanılmaz bulmalarının bir nedenide bedenlerinde neler olup bittiğinden habersizolmalarıydı. Mümkünse eşinizle birlikte doğuma hazırlık kurslarına gidin yada mümkün olduğunca çok şey okuyun. 

   Harakete geçin: Uygun bedensel antremanları yapmadan bir maratona girmeyi aklınızdan geçirmezsiniz.Doğumada antremansız girmemelisiniz. Doktorunuzun yada eğitimcinizin önerdiği soluk alıp verme ve rahatlama egzersizlerini dikkatle uygulamalısınız, bunlar doğumsırasında çok işinize yarayacaklar.

  Sancıya doğru açıdan bakın: Doğum sancısı ne kadar şiddetli olursaolsun, bu konuda en az iki şey söylenebilir. İlki bir zaman sınırıvardır. O sırada buna inanmasanız bile sonsuza kadar doğum odasında kalmayacaksınız.İlk çocukta doğum süresi ortalama 12-14 saattir ve bu saatlerin yalnızca birkaçı çok rahatsız geçecektir.İkincisi,kesin olarak olumlu bir amaca hizmet eden bir sancıdır.Kasılmalar ve sancılar giderek rahim ağzını inceltir ve açar,her kasılma bebeğinizin doğumunu yakınlaştırır. Olaya bu açıdan bakmaya kendinizi alıştırın.Tek başınıza olmayın: Doğum sırasında eşinizin elini tutmak istemiyorsanızbile, onun yada bir arkadaşınızın terinizisilmesi,  kasılmalar sırasında antrenörlük yapması ve yakınlarınızda olması sizi rahatlatacaktır.

  SANCI ÜZERİNE BİR GERÇEK
  Doğuma başlamak için rahim kasıldığında, sancılarda başlar.Hatta düzenlilikleriyle birlikte kasılmaların sancılı özelliği doğumun başladığınınişaretidir. Sancılar üzerine bilinmesi gereken iki önemli nokta vardır. 
   Birinci nokta: Doğum sancısı vardır ancak bu son derece değişken bir ağrıdır.Bazı kadınlar çok acı çekerken, bazıları hiç acı çekmeden veağrıkesiciye gereksinim duymadan çocuklarını dünyayagetirirler. Bu iki uç arasında dayanılır düzeyde acı çeken kadınlar vardır.Dolayısıyla sancı değişkendir. Daha az yada daha çoksinirli, yorgun ve hassas olmasına göre kadınlar kasılmaların neden olduğu sancıyı daha az yadadaha çok hissedebilirler. Sancının kadınlar için bu değişkenliği bazı unsurlar ile açıklanabilir.Bazı ailelerde hava dingindir, doğumdan doğallıkla geçecek bir olay gibi sözedilir. Sonuçta bu ailelerde kadınlar doğuma daha gevşekgirerler. Bu birçok kadın doğumcunun ve ebenin yaptığı birtespittir. Bazı aileler ise olayı o kadar olağan dışı bir şeymiş gibi algılar ve büyütürler ki kadın doğuma son derecegergin ve stresli girer. Doğal olarak da en çok acıyı bu kadınlar çekerler.Bu sancı ister çok şiddetli ister dayanılır olsun, bunu nasıl azaltmalı hatta ortadan kaldırmalı?Bu soruya iki yanıt verilebilir.Birincisi ilaçlar yolu ile olan ağrı kesici tedavidir.İkinci yol ise doğuma acı çekmemek için hazırlanmaktan ibarettir.
  
   Neden bazı kadınlar hiç acı çekmeden doğum olayını gerçekleştirirler?En az acı çeken kadınlar en gevşek olan kadınlardır.Eğer kadıngevşekse bu da korkmamasındandır.Kadın acı çeker çünkükorkuyordur, korkar çünkü doğumun acı veren bir sınav olduğunu hepduymuştur,yine cahil olduğu için korkar; dokuz ay boyunca bebeğin içinde nasıl yaşadığını hiç bilmez,nihayet ne kadar çok korkarsa okadar sinirli olur. Korku kaslarda bir gerilim yaratır. Çocuğun doğması için gevşek olması gereken kaslar gerilmiştir.Bu da sancıya neden olur, çünkü rahim çocuğu dışarı itmekte zorlanıyordur.Sancıyı yenmek için, korkuyu yenmek gerek. Bu nasıl olacak?Kadına içinde olup bitenleri anlatarak, bebek nasıl yaşıyor, nasıl doğacak açıklayarak.Kadına kaslarını, sinirlerini ve ruhunu gevşetmeyi öğreterek.Kadını doğuma hazırlayacak nefes ve vücut alıştırmalarınıöğreterek. 
  
   Birçok doktorun katıldığı bir düşüncede şudur:Kadın acı çekiyor çünkü öncelikle konuşma diliyle sancıya koşullandırılıyor.Genelde “ilk kasılmaları hissettiğinizde” denmiyor, ”ilk sancıları hissettiğinizde”deniyor. Böylece şu iki sözcük arasında bir ortaklık oluşturuluyor:Kasılma ve sancı. Sancısız doğum tüm bu gerçeklerden yola çıkarakbulunan, kadınlara doğuma hazırlanabileceklerini anlatan, doğumun havasınıdeğiştiren, doğumu yönetmenin öğrenilebileceğini gösteren,vücuda yararlı refleksler kazandırarak, oyuna katılacak kas ve sinirleri eğiten birdevrimdir. Bu başlangıçta sancısız doğum diye adlandırılırken, bugün adı doğuma hazırlanmadır.Ve artık birçok doktor bunu önermektedir.

"Bebeğinizi beklerken sizi neler bekler" kitabından alınmıştır.


-- Yazan: meleklerimizvebiz | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı

DOGUMDA AGRININ GIDERILMESI

26/3/2007

Doğumda Ağrının Giderilmesi

  Doğum ağrılı bir olaydır, ama sancılarında bir amacı olduğunu unutmayın.Her kasılma sizi bebeğinizin doğumuna biraz dahayakınlaştırır. Ağrı giderme yöntemlerini kullanmak konusunda ne kadar kararlı olursanız olun olaya geniş bir açıdanbakmanızda fayda vardır. Bu yöntemlerin gerekliliği yaşayacağınız doğurma sürecine ve sizin ağrıya dayanma gücünüzebağlıdır. Eğer katlanabileceğinizden fazla acı ile karşı karşıyaysanız ağrı giderme yöntemlerine başvurulmasını istemektençekinmeyin.

  Epidural Anestezi
  Epidural anestezi vücudun alt bölümlerine giden sinirleri geçici bir süre uyuşturur.Özellikle doğumdaki sırt ve belağrılarının giderilmesinde faydalıdır. Her hastanede uygulanan bir yöntem değildir.Epidural blok şiddetli doğum ağrılarınıngiderilmesinin yanı sıra hem normal yolla hemde sezaryen doğumlar için giderek daha popüler halegelmektedir. Bunun temel nedeni daha güvenli ve kolay uygulanabilir olmasıdır.Epiduralin zamanlaması etkisi doğumun ikinci evresinde geçecek şekilde yapılmalıdır,yoksa bebeğin doğumu gecikebilir. Epidurali uygulamak yaklaşık 20 dakika alır.Dizlerinizi karnınıza çekerek yan yatmanız istenir.Anestezik madde ince bir tüp ile belinize enjekte edilir. Bu tüp yerinde bırakılarak gerektiğinde ağrı kesicinin yeniden verilmesi sağlanır.İlacın etkisi yaklaşık 2 saat sürer. Epidural uygulandığında sürekli kontrol altında kalacaksınız ve belinizdeki kateter varlığından dolayıhareketleriniz kısıtlanacaktır.Epidural gereği gibi etki gösterirse doğumda hiç ağrı duyulmaz.Bazı hamilelerde bayılma hissi ve başdönmesiyapabilir. Ayrıca bebeğin kalp atışlarını etkiliyebileceğinden bebek kalp atışları sürekli monitörden izlenir.

  Pudental Anestezi
   Bu yöntem ikinci aşamadaki ağrıları gidermek için kullanılır ve genellikle normal yolla doğumda tercihedilir. Perine ve vajina çevresindeki bölgeye sokulan bir iğne yoluyla uygulanır,o bölgedeki ağrıları azaltır ancak rahimdeki ağrılara pek etkietmez. En çok forseps kullanıldığında yararlıdır ve etkisi epizotomi yapılana dek sürebilir.

  Gaz ve hava
   Oksijen ve azot oksit karışımı kendinizi iyi hissetmenizi sağlayarak ağrılarıdurdurur. Doğumun birinci evresinin sonlarınadoğru etkilidir. El maskesi ile uygulanan gazı solumanızistenir. Etkisi bir iki dakika içerisinde görüldüğünden sancının başlayacağınıhissetiğinizde gazdan bir kaç derin soluk almanız yeterli olur.Gaz ağrıyı ancak kısmen giderdiği için bazen yeterliolmayabilir. Gazı solurken başınız dönebilir,bulantı gelebilir.Bu gazın bebeğe zararlı bir etkisi yoktur ancak yinede günümüzde kullanımı nadirdir.

  Diğer ağrı kesiciler
   Güçlü bir
ağrı kesici olan meperidin hidroklorid kadın doğumda en çok kullanılan ağrıkesicidir.En etkili uygulama şekli damar içine veya kas içine enjekte edilmesidir.İki ile dört saatte bir tekrarlanabilir. Genellikle kasılmalarıetkilemez. Doğumdan yaklaşık 2-3 saat önce verilir. Annenin ilaca yanıtı ve ağrınınazalma derecesi çok değişkendir. Bazıkadınlar ilacın kendilerini gevşettiğini ve kasılmalara daha iyi dayandıklarını ileri sürerler,bazıları ise uyuşukluk duygusundan hiç hoşlanmazlar ve kasılmalarla başa çıkmakta zorlandıklarını söylerler.Kadının duyarlılığına göre değişen yan etkiler arasında bulantı,kusma, solunumun zayıflaması ve kan basıncında düşme sayılabilir.Meperidin ayrıca doğum sonrası epizyotomi ve sezaryen acısını dindirmek içinde verilebilir.Eğer doğuma çok yakın verilmişse bebek uykulu olabilir ve emmekte zorlanabilir ama bu etkileri kısa sürelidir.

   Genel anestezi
   Bir zamanlar ağrısız doğum için en gözde yöntemlerden biri olan genelanestezi, artık yalnızca ameliyatlıdoğumlarda (sezaryen) kullanılır. Hızlı etkisinden dolayı daha çok bölgesel anestezi yapılmasına zaman bulunamadığı acilsezaryen durumlarında uygulanmaktadır. Bazı ön ilaçların enjekte edilmesinden sonra genel anestezik madde hastaya solunum yolu ileverilir. Bunu bir uzman anestezist yapar. Anne doğumun bütün aşamalarında bilinçsiz olacaktır.Kendine geldiğinde de bir süre sersem, çevresini ve zamanı tanımaz ve huzursuzolabilir. Boğazına koyulmuş bir tüpten dolayı öksürebilir,boğazı sızlayabilir, bulantı ve kusması olabilir. Geçici bir kan basıncı düşmeside başka bir olası yan etkidir.Genel anestezinin büyük sorunu anneyle birlikte bebeğin de sakinleşmiş olmasıdır.Bununla birlikte tam doğum anında anestezik madde kesilerek bebeğin uyuşukluğu en azaindirilebilir. Bu yolla bebek henüz kendine fazla miktarda ilaç ulaşmadan doğabilir. Anne yan yatırılarak (genelde sola) ve oksijenverilerek, bebeğe giden oksijen arttırılmaya çalışılır.

   Genel aestezinin başka bir yan etkisi de annenin kusması ve kusmuklarının, öksürük refleksleri baskılanmış olduğundan,ciğerlerine kaçarak zatüreye yol açmaolasılığıdır.Doğum öncesinde sizden hiçbir şey yiyip içmemenizin istenmesinin nedeni de budur.


-- Yazan: meleklerimizvebiz | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı


<-
:: Sonraki Sayfa ->


Hakkımda

Bağlantılar

Son Yazılar

Kategoriler

Linkler

Şablon